Etiketler

8 Kasım 2011 Salı

bakımlı olmak

evet can'lar ve bittabi kadın olan can'lar (erkeklere yorum yasak bu yayında ehehe) çok külfetli bir iş bakımlı bir kadın olmak yahu. hem parasal anlamda hem de harcanan zaman babında..

Hani benim önümde arkamda bakmak zorunda olduğum anne baba, elimde eteğimde vızıldayan çoluk çocuk, önüne bir tas yemek zorunda olduğum bir koca yok, sevgili desen odunun teki :) yemeğim, ütüm, temizliğim yapılıyor, hatta her sabah yatağıma fırlattığım tüm gardırobum bile yerime toplanıyor. iyi kötü elimde mesleğim var, az çok para kazanıyorum ama bakımlı olmaya ne param ne zamanım yetmiyor yaw.

En basit örnekle başlayalım, geçen saç rengimi değiştireyim dedim, siyahtan karamele döndüm ve bu bana yaklaşık 300-TL'ye patladı ve daha bal köpüğü balyaj atılacak bu karamel zemin üzerine, herhalde bi 200-TL'de ona alırlar.. Düşünebiliyor musun ülkenin 3/4'ü asgari ücretle yaşamaya çalışıyor, bakımlı saçlara sahip olmanın maliyeti bu ülkede nerdeyse asgari ücret. ha daha ekonomik bir yerde yaptırılabilir belki ama o zaman da bakımlı olunmuyor ki kuzular, tepenizde flaşörler yanıyormuş gibi kırk farklı renkle dolaşıyorsunuz. Yakıyorlar saçı, kestirmek zorunda kalıyorsunuz falan da filan da... sonuçta güzel bir saç rengine sahip olmanın maliyeti 500-TL anasını satayım be. (eminim çok daha pahalıya mal olacağı mekanlar vardır inanın benimki ortalama bir kuaför)

gel gelelim zaman konusuna ben kaçta gittim kuaföre saç rengimi değiştirmek için?
saat 11:30'da
peki kaçta çıktım kuaförden? - allah aşkına bi tahmin yürütün-
saat 17:30'da, güya randevuyla gittim anasını satıyım. Sonuç da bir saç rengini değiştirmeye harcanan zaman yaklaşık 6 saat. inanılır gibi mi dostlar, hiç bir şey yapmadan salak bir koltukta oturup beklemekle geçen 6 saat, ne büyük kayıp ama...

NETİCE-İ TALEP: Yukarıda arz ve izah edilenler ışığında ve sayın erkekler, beyninizce tahmin edilecek nedenlerle bir kadının güzel olup olmadığını değerlendirirken güzelliğin bakımlılıkla doğru orantılı olduğunu, bakımlılığın da bol para ve zamanla doğru orantılı olduğunu nazara almanızı  kadın milleti adına bilvekale arz ve talep ederim. Saygıyla..


Demek ki napıyor muşuz erkekler?
bakımlı bir sevgilimiz olsun diye istemeden önce bunları bir düşünüyormuşuz..  ^_^

sarhoşluk

insan içmeden sarhoş olur mu? ne saçma soru değil mi?
oluyor, inan bana oluyor.
şu an başımı döndürüyor yokluğun...
kusturuyor, rakı gibi ağıyı sensizlik...

umutsuzluk

her sabah dinliyorum şu sokağı, neler anlatıyor bana bir bilseniz, ne çok çığlık duyuyorum kendi kulaklarımla, inanamıyorum hiçbirine, insanlar nasıl bu kadar mutsuzlaştı, hangi ara bu kadar yalnızlaştık, sıkıntımızı bile buraya yazmak garip gelmiyor mu bazen size de? neden aramıyorum şu an bir arkadaşımı, sana geliyorum ben  demiyorum. demiyorum işte, yazıyorum sadece bu rahatlatıyor gibi geliyor, bu da yetmiyor oysa.

ben karar verdim bu '80 lerin çocuklarında var bi cenabetlik. hepimiz mi aynıyız, beni bulanlar mı benimle aynı bilemiyorum ki. benzer benzeri çekiyor evet!
soruyorum uyumuycam'a ''nedir'' diyorum derdin, ''bilmiyorum ki kızım'' diyor. aynı soruyu aynı şekilde cevaplıyorum. bilemiyoruz ki bize hangi ara ne oldu. nedir içimizi saran hüzün. neyin acısıdır, nasıl geçer. sanki açık bir yara sürekli kanıyor, kesip atmak istiyorum ben kangrenli bu bacağı. yapamıyorum, gücüm yetmiyor.

çekiyorum şu sigaradan bir nefes daha, içmemem lazım oysa. nefesim sıkışıp kalıyor bogazımda. söylemek istediklerim düğümleniyor, ne söyleyeceğimi unutuyorum.. deli gibi sayıklıyorum hayatımı baştan sona. kötü bir hikaye, berbat bir senaryo oynadığım. orta yerinde çıkıp gitmek istiyorum bu filmin ama tutup kolumdan oturtuyor beni tüm sevdiklerim, zorla! ben sevdiklerim için izliyorum bu yaşamı..

içimden gelen rolü oynamaya takatim yok.

5 Ağustos 2011 Cuma

şans tanımak :/

Biriyle oturuyorum bir akşam masada. Kafam bomboş gidiyorum oraya, geçmişi fırlatıp atmışım tüm camlarımdan bir esinti geri getirmiş meğer de haberim yokmuş. Ne güzel sohbet ediyoruz, ''her şey iyiye gidiyor hissi'' ne demektir anlıyorum o an.. sonra birden ne oluyorsa dalıyorum kendi içimde bir yolculuğa, her  yol hiç istemediğim sona ulaşıyor, tüm duraklarda karşımdasın. bir an ellerin yapışıyor boğazıma, gözlerin dalıyor gözlerime, ''bunu bana nasıl yaparsın?'' der gibi bakıyor karşımdaki, senmişsin gibi....

Ben kaçmaya çalıştıkça peşimden gelen gölgen bırakmıyor yakamı yine, yeniden...
Ayaklarım saplanıp kalıyor o masaya, kalkıp gidemiyorum, üstüme üstüme geliyor yokluğun, sensizlik...
''Ne yapmaya çalışıyorsun?'' dediğim an şapşala dönüyor karşımdaki, o an yaşıyorum ''her şey kötüye gidiyor hissi''ni. Ben o'nun cevaplayamadığı ve şaşırıp kaldığı soruyu sana sormuştum aslında; sahi sen neyin peşindesin?

Teoman

Bana öyle bakma, bizi anlayacaklar
ikimize karşı bu dünya bizi anlamıcaklar!

son dönemde dinlediğim enfes parçalardan biri, hatta en iyisi diyebilirim. sözler hep birbirinin tekrarı gibi gelse de bir aşk daha nasıl yalın ifade edilebilir ben pek bilemedim.''anlaşılmaktan'' ve ''anlaşılamamaktan'' bu denli korkulabilir, böyle bir tedirginlik ancak böyle ifade edilebilir ve bunu elbette en iyi Teoman yapabilirdi. Yapmış da... Müziği bırakıyormuş, yapmasın yahu, bari o bunu yapmasın bize. Teoman'da müziği bırakıyorsa herkes herkesi/her şeyi bırakabilir bence ki müzik başka kime bu kadar yakışır şu an bir alternatif bulamadım. En çok Teoman'a...

Bu hayat da bizi böyle yakamızdan tutacaksa... Hayat tutsa ya yakamızdan, bazen biz vazgeçmişken ondan, o sarılsa ya ellerimize..

27 Haziran 2011 Pazartesi

yazmak/yazamamak

''nerelerdesin yahu sen'' diyen badilerim için dipnot :

İnsan neden yazar şeklinde bir soruya şöyle cevap vermiştim; ''kimseye söyleyemediği acılarına tanıklık etsin diye'' yazmak böyle bir şey işte, peki ya yazamamak, yazmak için açtığım her sayfayı kapatıyorum uzun bir süredir. Ne bloga yazıyorum, ne sözlüğe... her satırı siliyorum, yazamıyorum çünkü, boğazıma birikiyor ağı gibi tüm cümleler, bir türlü toparlayıp dökemiyorum sözcüklere. Kendimi her zamankinden daha mı kötü hissediyorum? Hayır, her zamanki gibi bombok haleti ruhiyem, ama yazamıyorum işte...
ve yazamıyorum :/

23 Şubat 2011 Çarşamba

yeni bir mim :)


1-Gün içerisinde eğer gerçekleşirse şok geçireceğin şey :

Metroya yetişmeye çalışırken bir yakışıklı yol verse bana, o an baka kalsak birbirimize, vurulsa bir anda bana, benim kalbim pıt pıt atıverse, unutsa gideceği yeri, benimle binse metroya, indiğim yerde inse ve bir aşk başlasa.. bak dişimi kırarım holycik.. lan kafamı kırarım ne dişi,  o derece iddialıyım :)

2-Gördüğün zaman eğer almazsan uyuyamam dediğin şey :

Para harcamama neden olacak bilumum şey olabilir, hepsi bu kategoriye girer.  


3-Uğruna diyetini bir kalemde bozduğun şey :
Börek, peynirli börek, koca bir tepsi, koskoca bir tepsi .


4-uğurun var mı? uğurun.
Ahaha sorun bu ya uğur dene şey pek çalmaz kapımı.


5-kendine en yakıştırdığın renk :
bit tabi ki siyah, alternatif dersen beyaz. hatta kahferengi böyle çukulata gibi oluyorum hoşuma gidiyor :/ 
(bkz: narsisim) 


6-en sevdiğin takın :
Hmm buna 2 ayrı cevap vermek istiyorum bilemedim hangisi ağır bastı  :/ 
inci küpe ve bilezik takımım. annemden yadigar pırlanta setim.


7-takıntın :
Takmadığım şeyleri yazmak bana okumak size kolaylık olur emin olun. :/


8-ben bu şarkıyı duyunca şakırım :
''unutup acımı alacam öcümü
asıl o zaman görecek gücümü
onun da yerini biri dolduracak
kadere inanırım olacak olacak'' demet akalın (hiç sevmem) olacak olacak şarkısı. zaten nasıl bir terkedilişse benim ki yıllardır alıcam öcümü, unutucam o'nu, bakıcam yoluma, sevgilimi takıcam koluma, bebekte turlar atıcam vs türünden şarkılar dinleyip gaza geliyorum ama adam bize tur bindiriyor :/

(bkz: öyle bir terkedilmek ki demet akalın şarkılarına sarmak)


9-solunda ne var?
Bir kalp vardı sahi ona ne oldu? :/ 
uff olmuyo pek hüzünlü değilim bu gece :)
kendi fotoğrafım, çerçevede.
 (bkz: narsisizm)

****
Ben bu mim i kimseye yollayamıyorum sagolsun holycik herkese yollamıs zaten, bana bişi kalmamış, silmiş süpürmüş ortalığı.

 varsa heveslisin buyrunuz efendim külliyen mimlendiniz :)